Bir süreliğine rivieranın kalabalık plajlarını ve Tiran’ın hareketli bulvarlarını unutun. Arnavutluk’un gerçek iç kesim ruhunu anlamak ve Osmanlıların Balkanlar üzerindeki hâkimiyet dönemine dokunmak istiyorsanız dağlara yönelmeniz gerekiyor. Gjirokastra Arnavutluk’un UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki mimari incilerinden biri ve sizi anında birkaç yüzyıl geriye götürüyor. Şehir sert, dik ve kelimenin tam anlamıyla gri taştan oyulmuş gibi.
Gjirokastra’ya bin basamaklı şehir deniyor ve buraya gelir gelmez nedenini anlıyorsunuz. Burada düzlük bulmak neredeyse imkânsız; her yürüyüş, dik ve taş döşeli sokaklarda dikkatli adımlar atmak anlamına geliyor. Bunun karşılığında evlere kendine özgü, hafif karanlık bir hava veren kaba yontulmuş kayrak çatılar manzarasıyla ödüllendiriliyorsunuz. Bu taş levhalar bir zamanlar doğal klima görevi görüyor ve bölge halkını sert dağ kışlarından koruyordu.
Arnavutluk son yıllarda büyük bir turist akını yaşasa da Gjirokastra’nın tarihi merkezi hâlâ otantik dağ atmosferini koruyor. Aile pansiyonlarında eski misafirperverlik geleneği hâlâ hüküm sürüyor; burada günler saatlerle değil, içilen sert Türk kahvesi fincanlarıyla ölçülüyor. Görkemli kaleyi, Eski Pazar’ın labirent gibi sokaklarını ve Osmanlı paşalarından Soğuk Savaş döneminin gizli yeraltı sığınaklarına uzanan büyüleyici tarihi keşfetmeye çıkın.

Tüm makaleyi okumaya vakti olmayanlar için özet
- Şehrin simgesi: Dev Kalaja Kalesi yalnızca nefes kesen manzaralar değil, bir Amerikan uçağı enkazı ve ürpertici hapishane hücreleri de sunuyor.
- Tarihi evler: Harika oyma tavanları ve korunmuş iç mekânlarıyla tahkim edilmiş Skenduli ve Zekate Osmanlı evlerini ziyaret edin.
- Soğuk Savaş: Kalenin altındaki kayaya oyulmuş devasa nükleer sığınak Cold War Tunnel’da tüyler ürpertici bir deneyim sizi bekliyor.
- Eski Pazar: Taş döşeli sokakları, seramik dükkânları ve geleneksel kafeleriyle şehrin kalbi.
- Yerel mutfak: Şehrin etsiz yerel lezzeti qifqi’yi, yani kızarmış pirinç toplarını mutlaka deneyin.
- Pratik bilgiler: Arnavutluk leki şu anda oldukça güçlü (100 ALL yaklaşık 1 euro) ve çoğu yerde hâlâ yalnızca nakit ödeme yapılıyor.
- Hava ve ayakkabı: Taş şehir yazın çok ısınıyor. Bu nedenle sağlam ayakkabıları unutmayın; kaygan taşlarda parmak arası terlikleri kesinlikle önermiyoruz.
Kapsamlı gezi rehberi: Arnavutluk — gezi rehberi ve gezilecek yerler
Gjirokastra’ya ne zaman gidilir?
Taş şehri ziyaret etmek için doğru mevsimi seçmek son derece önemli. Ziyaret için en iyi dönem kesinlikle ilkbahar ayları (nisan-haziran) veya sonbahar (eylül ve ekim). Bu dönemde sıcaklıklar 20-25 derece civarında seyrediyor ve dik sokakları keşfetmek için ideal koşullar oluşuyor. Drino Nehri vadisindeki ilkbahar doğası da rengârenk çiçek açıyor; sonbahar ise çevredeki ormanların büyüleyici renklerini getiriyor.
Temmuz veya ağustosta, yani yaz sezonunun en yoğun döneminde gitmeye karar verirseniz gerçekten aşırı sıcaklara hazırlıklı olun. Şehrin tamamının inşa edildiği gri taş, gün boyunca güneş ışınlarını emerek dev bir radyatör gibi çalışıyor. Sıcaklıklar çoğu zaman 35 derecenin üzerine çıkıyor ve kaleye tırmanmak başlı başına zorlu bir sportif etkinliğe dönüşüyor. Bu nedenle yazın turistik yerleri sabahın erken saatlerinde veya öğleden sonra geç saatlerde gezmenizi öneririz.
Konaklama süresi açısından Gjirokastra en az bir tam günü ve bir geceyi hak ediyor. Geceyi burada geçirmek çok önemli, çünkü şehir merkezi gün içinde günübirlik turlara katılan turistlerle dolabiliyor. Ancak güneş battığında gezi otobüslerinin kalabalığı denize doğru yola çıkıyor ve sokaklar sarı fenerlerle aydınlanıyor. Şehir, asıl büyülü ve sakin atmosferine o zaman kavuşuyor; bu havayı terasta bir kadeh yerel şarap eşliğinde en iyi şekilde yaşayabilirsiniz.
Gjirokastra’da nerede kalınır?
💡 Konaklama ve deneyim önerisi: Konaklamayı en çok Booking.com üzerinden arıyoruz; burada genellikle en iyi iptal koşulları bulunuyor. Biletleri, gezileri ve etkinlikleri ise GetYourGuide üzerinden karşılaştırıp satın almak avantajlı.
Konaklama ararken yeni banliyödeki modern otellerden uzak durun ve doğrudan tarihi merkezde geleneksel bir aile pansiyonu bulun. En güzel konaklama seçenekleri Eski Pazar’ın üzerindeki dik yamaçlarda, özellikle Rruga Palorto boyunca yer alıyor. Pencereden kayrak çatılara ve vadiye bakarak içeceğiniz sabah kahvesi, valizle çıkacağınız ilk yokuşa kesinlikle değiyor. Ancak aracınızı çoğu zaman tepenin altındaki halka açık otoparka bırakmanız gerekeceğini unutmayın.
Tarih meraklıları için mutlak bir mücevher olan Hotel Kalemi 2, özenle yenilenmiş, koruma altındaki tarihi bir Osmanlı evi. Harika oyma ahşap tavanları ve doğrudan kaleye bakan panoramik manzaralı geniş bir terası var. İnanılmaz sıcak bir atmosfere sahip küçük aile işletmelerini tercih ediyorsanız Ahmetaj Guest House’a mutlaka göz atın. Burada konuklar en çok huzurlu bahçeyi ve gerçekten devasa ev yapımı kahvaltıları beğeniyor.
Kategorilere göre doğrulanmış konaklama önerileri (fiyatları ve müsaitliği Booking.com, Airbnb ve diğer platformlarda en iyi teklifi arayan Stay22 üzerinden tek tıkla karşılaştırabilirsiniz):
- Hotel Kalemi 2 – El işçiliğiyle oyulmuş tavanlara ve kale manzaralı terasa sahip, yenilenmiş tarihi Osmanlı evi.
- Hotel Kalemi – Tarihi merkezde geleneksel Osmanlı evi; şehre görkemli manzaralar sunan aile işletmesi B&B.
- Ahmetaj Guest House – 9,8 puan: Eski Şehir’in kalbinde bahçe, geniş teras ve doyurucu ev yapımı kahvaltı.
- Babameto House – Eski Pazar’a yalnızca 300 metre uzaklıktaki en gösterişli geleneksel evlerden biri.
- Kotoni B&B – Pazar ve kaleye kısa bir yürüyüş mesafesinde, geleneksel taş evde aile pansiyonu.
- Kore Guest House – Vadinin manzarasına sahip terası ve 24 saat açık resepsiyonuyla tarihi ev.
Bir başka harika seçenek, 19. yüzyıldan kalma en gösterişli evlerden biri olan ve ana pazara yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan tarihi Babameto House. Böylece kulle adı verilen geleneksel evlerden birinde otantik bir konaklama deneyimi yaşayabilir, ancak tepeye çok fazla tırmanmak zorunda kalmazsınız. Popüler Kore Guest House da vadiye harika manzaralar sunuyor; akşamları terasta oturup eski zamanların atmosferini içinize çekebilirsiniz. Bu geleneksel evler yaz aylarında hızla doluyor, bu nedenle konaklamanızı yeterince erken ayarlayın.
Gjirokastra’da Görülecek ve Yapılacak 8 Şey
Aşağıda, bu taş harikası şehri ziyaretiniz sırasında kesinlikle kaçırmamanız gereken sekiz yeri ve deneyimi sizin için sıraladım. Ayrıca nelere dikkat etmeniz gerektiğini ve yanınıza ne kadar para almanızın iyi olacağını da anlatacağım.

1. Gjirokastra Kalesi (Kalaja) ve T-33 uçağı
Şehrin tamamına hâkim en etkileyici yapı, tarihi merkezin hemen üzerindeki sırt boyunca uzanan, dev ve biraz karanlık görünümlü kale. Balkanlar’ın en büyük kalelerinden biri olan yapıyı gezmek en az iki saatinizi alıyor. Giriş ücreti yaklaşık 200-400 ALL (yaklaşık 2-4 euro); Arnavutluk’ta fiyatlar sık sık değişebildiği için kesin tutarı kapıda kontrol edin ve yanınızda nakit bulundurun. Alan yıl boyunca açık, yazın ziyaret saatleri 19.00’a kadar uzuyor.
Girişte sizi İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma eski İtalyan ve Alman silahlarıyla dolu, uzun ve loş bir galeri karşılıyor. Ancak kale kompleksi bunun çok daha fazlasını barındırıyor: bir silah müzesi ve 1968’e kadar kullanılan ürpertici komünist hapishane hücreleri de burada. Bu nemli ve soğuk koridorlarda yürümek üzerinizde güçlü bir etki bırakacak ve Arnavutluk’un 20. yüzyıl tarihini hatırlatacak.
Çimenlerle kaplı avluda ise kalenin en tuhaf sergisi, bir Amerikan askerî uçağı Lockheed T-33’ün enkazı bulunuyor. Yerel efsane, düşürülen bir CIA casus uçağından söz ediyor; komünist yönetim de bir zamanlar bu uçağı Batı emperyalizmine karşı kazanılan zaferin kanıtı olarak gururla sergilemiş. Gerçek muhtemelen daha sıradan: Teknik sorunlar nedeniyle buraya acil iniş yapmak zorunda kalan bir uçak söz konusu. Yine de casuslar hakkındaki hikâye turistler için çok daha çekici.
💡 Fotoğrafçılar için ipucu: Surların en ucunda, Tepelena Ali Paşa’nın buraya eklettiği güzel bir saat kulesi yükseliyor. Buradan aşağıdaki kayrak çatılara ve uzaktaki yeşil Drino Vadisi’ne bakış gerçekten nefes kesici; özellikle öğleden sonra geç saatlerdeki güneş ışığında.

2. Eski Pazar (Pazari i Vjetër) ve taş sokaklar
Tarihi merkezin kalbi, kısa süre önce kapsamlı ve özenli bir restorasyondan geçirilen Eski Pazar. Böylece el dokuması halılar, geleneksel seramikler ve küçük kafelerle dolu güzel bir taş döşeli alan ortaya çıkmış. Burası hediyelik eşya almak için ideal bir yer; her ne kadar geleneksel zanaatkârların yerini yavaş yavaş seri üretim magnet satanların aldığı doğru olsa da. Yine de buranın inanılmaz bir çekiciliği var ve sokakta sert bir kahve eşliğinde oturmak Arnavutluk ziyaretinin ayrılmaz parçası.
Şehrin tamamı dik bir yamaç üzerine kurulu, bu yüzden burada gerçekten düz bir yol bulamayacağınızı bilin. Sağlam ayakkabılar kesinlikle şart; cilalanmış taşlar tehlikeli derecede kaygan olabiliyor, yağmur yağdığında ise durum daha da zorlaşıyor. Haritayı bir kenara bırakın ve içgüdülerinizin sizi yönlendirmesine izin verin. Her sokak er ya da geç ilginç bir mimari ayrıntıya veya çevredeki dağları gören bir manzaraya çıkar.
Şehrin en otantik bölümünü arıyorsanız pazardan batıya, Rruga Palorto boyunca ilerleyin. En güzel ve en iyi korunmuş Osmanlı evlerini burada göreceksiniz; bu evlerin birçoğu hâlâ günlük yaşam için kullanılıyor. Ticarileşme buraya henüz tamamen ulaşmamış, dolayısıyla yerel halkı günlük işlerini yaparken sakince gözlemleyebilirsiniz.

3. Skenduli House ve görkemli Zekate House
Zengin Osmanlı tüccarları 18. ve 19. yüzyıllarda kulle adı verilen, aileyi hem düşmanlardan hem de her yerde karşılarına çıkabilen kan davasından koruyan tahkim edilmiş kule evler inşa ediyordu. Bu evlerin bazıları bugün ziyarete açık ve içlerinde dolaşmak zamanda yolculuk yapmak gibi. Yaklaşık 200 ALL gibi küçük bir ücret karşılığında sahipleri sizi içeri alıyor ve çoğu zaman aile konaklarını kendileri gezdiriyor.
En tanınmış yapılardan biri, 40’tan fazla odasıyla dikkat çeken görkemli Skenduli House. Ev neredeyse ilk günkü hâliyle korunmuş; burada birkaç şömine, orijinal bir hamam ve kadınlarla erkekler için ayrılmış bölümler göreceksiniz. Size evi gezdiren aile üyesi, eski Osmanlı ev düzeninin nasıl işlediğini hevesle anlatıyor ve yapının gizli güvenlik unsurlarını da gösteriyor.
Daha da görkemli olan Zekate House 1812’de inşa edilmiş ve iki kulesiyle tüm yamaca hâkim. Bu evde, mafil adı verilen nefes kesici oyma tavanlara sahip en güzel boyalı salonları görebilirsiniz. Mimariye ve tarihe ilgi duyuyorsanız bu iki ev, ana kaleyi gezdikten hemen sonra rotanızda yer almalı.

4. Soğuk Savaş Tüneli (Cold War Tunnel)
Arnavutluk’un daha yakın ve karanlık tarihi ilginizi çekiyorsa Soğuk Savaş Tüneli’ni mutlaka gezin. Neredeyse 60 odası bulunan bu devasa nükleer sığınak, kalenin altındaki sağlam kayaya oyulmuş. Dönemin diktatörü tarafından nükleer saldırı ihtimaline karşı inşa ettirilen tünel, bugün komünist rejimin paranoyasını ürpertici ve son derece somut biçimde gösteriyor. Girişi Çerçiz Topulli Meydanı’nın yanındaki belediye binasının yakınında, pek fark edilmeyen bir noktada bulabilirsiniz.
Giriş ücreti 200 ALL ve yalnızca nakit ödeme kabul ediliyor. İçeriye sadece rehber eşliğinde girebilirsiniz; turlar genellikle saat başı başlıyor ve yaklaşık 20-30 dakika sürüyor. Toplam uzunluğu 800 metre olan labirenti gezerken eski jeneratörleri, dekontaminasyon odalarını ve dünyanın sonundan sağ çıkması planlanan dönemin parti yöneticileri için hazırlanmış toplantı salonlarını göreceksiniz.
💡 Giyim önerisi: Dışarıda 30 derece sıcakta kavrulsanız bile tünele mutlaka hafif bir ceket veya kazak alın. Yeraltındaki sıcaklık yıl boyunca 15 derecede sabit kalıyor ve gezinin yaklaşık onuncu dakikasında üzerinizde ekstra bir katman yoksa üşümeye başlıyorsunuz.

5. Etnografya Müzesi ve ünlü Gjirokastralılar
Gjirokastra’nın 20. yüzyılda özel bir ayrıcalığı vardı: modern dönemin en ünlü iki Arnavut’u burada doğdu. Bunlardan ilki, başarılı yazar ve birçok kez Nobel Ödülü adayı olan Ismail Kadare’ydi. İkincisi ise ne yazık ki komünist diktatör Enver Hoca’ydı. Gjirokastra’nın Hoca’nın doğum yeri olması, ironik biçimde şehri yıkımdan kurtardı; komünistler burayı müze şehir ilan ederek eski dokusunu koruma altına aldı.
Bugün diktatörün doğduğu evin bulunduğu yerde ilgi çekici Etnografya Müzesi yükseliyor. Ancak sık yapılan bir yanlışı düzeltmek gerekiyor: Orijinal ev yanmış ve bugünkü bina, 1964-1966 yılları arasında 19. yüzyılda Gjirokastra’daki zengin bir konağın kusursuz modeli olarak inşa edilmiş. Bu nedenle içeride diktatörün kişisel eşyalarını bulamazsınız; birçok turistin sandığının aksine, geleneksel kıyafetler, mobilyalar ve zanaat aletlerinden oluşan büyüleyici bir koleksiyon göreceksiniz.
Müzenin giriş ücreti yine yaklaşık 200 ALL. Açıklamalı gezi, yüz yıl önce bu dev taş evlerde insanların gerçekte nasıl yaşadığını anlamanızı sağlıyor. Yerel kıyafetlerin güzel örneklerini görecek, o dönemin sakinlerinin ısınma ve su temini sorunlarını ne kadar zekice çözdüğünü anlayacaksınız.

6. Qifqi ve yerel vejetaryen mutfağını deneyin
Arnavut mutfağı genel olarak harika, ancak Gjirokastra’da ülkenin başka yerlerinde kolay kolay bulamayacağınız kendine özgü lezzetler var. Şehrin en önemli imza lezzeti qifqi; yumurtayla bir araya getirilen, taze nane ve karabiberle bolca tatlandırılan, altın rengi alana kadar kızartılmış küçük pirinç toplarından oluşuyor. Mutlaka denemenizi öneririz; vejetaryen yemekleri tercih edenler için de harika bir seçenek.
Bir başka harika etsiz yemek yoğun fërgesë. Ev yapımı gjizë adlı lor peyniriyle biber ve domatesten hazırlanan karışım fırında pişiriliyor. Yanında plaki, yani domates sosunda yavaşça pişirilmiş beyaz fasulye veya sebzeli musakka söyleyebilirsiniz. Ayaküstü atıştırmalık olarak ise her köşe başında peynirli ya da ıspanaklı nefis börek bulabilirsiniz. Et sevenlerin yerel terciği ise geleneksel olarak yoğurtla fırınlanan kuzu eti tave kosi.
Peki merkezde nerede güzel yemek yenir? Gezginler, caminin yakınındaki ve beğenilen qifqi’siyle güzel manzarasıyla öne çıkan Taverna Kuka’yı özellikle öneriyor. Pirinç toplarında uzmanlaşan Taverna Tradicionale Kardhashi de çok iyi bir seçenek. Harika börek ve diğer sebze ağırlıklı yemekleri arıyorsanız Restaurant Odaja’yı deneyin. İyi kahve ve sakin bir mola içinse küçük bir kitabevi olarak da hizmet veren Te Kubé kafesine gidin.

7. Denize giderken Mavi Göz (Syri i Kaltër)
Tarihe ve taş sokaklara doyduğunuzda çevredeki doğal güzellikleri keşfetmeye çıkın. Gjirokastra’dan yapılabilecek en ünlü ve en popüler gezi Mavi Göz kaynağına. Şehrin 30 kilometreden biraz daha uzağında, güneye doğru uzanan yol üzerinde bulunuyor ve denize giderken popüler bir mola noktası. Bu büyüleyici karstik kaynak büyük bir derinlikten fışkırarak inanılmaz turkuaz renkte, kristal berraklığında suya sahip büyülü bir gölet oluşturuyor.
Su yıl boyunca buz gibi ve sıcaklığı en fazla 10 dereceye ulaşıyor; bu yüzden yüzmek yalnızca gerçekten soğuğa dayanıklı olanlara göre. Kaynağın çevresinde ormanlık ve keyifli bir patika uzanıyor, tüm bölge yeşil bir vaha hissi veriyor. Geziyi arabayla kolayca kendiniz planlayabilir veya GetYourGuide platformunda metinle arayıp rezervasyon yapabileceğiniz organize turlardan birine katılabilirsiniz.
Yaz sezonunda ne yazık ki burada çok büyük turist kalabalıkları oluşuyor. Bu nedenle alan açılır açılmaz, sabah erkenden yola çıkmanızı öneririz. Kaynağı kadrajda onlarca kişi olmadan fotoğraflama şansınız çok daha yüksek olur; ayrıca giriş yolundaki park sorunlarından da kaçınırsınız.

8. Antigonea, Benjë kaplıcaları ve Lazarat’ın hikâyesi
Antik döneme ilgi duyuyorsanız şehirden yaklaşık 14 kilometre uzaklıktaki Antigonea arkeoloji parkına gidin. Bu antik Yunan polisini MÖ 3. yüzyılda Kral Pyrrhus, eşi Antigone’nin onuruna kurmuş. Bugün burada çoğunlukla bina ve sur temellerini görebilirsiniz; ancak yüksek bir plato üzerindeki konumu Drino Vadisi’ne tamamen açık, olağanüstü manzaralar sunuyor. Giriş ücreti yaklaşık 200-300 ALL.
Tüm gün sürecek bir gezi için bir başka harika seçenek, Përmet kasabasının yakınındaki Benjë kaplıcaları. Yaklaşık bir saatlik sürüş mesafesindeki kaplıcalarda, sıcaklığı 29-30 derecede sabit kalan şifalı suyla dolu doğal taş havuzlar bulunuyor. Havuzlar Lengarica Nehri üzerindeki güzel bir Osmanlı köprüsünün hemen altında. Tarihi yerleri dolaşarak yorulduktan sonra dinlenmek için harika bir yer.
Vadi boyunca ilerlerken yerel halkın Gjirokastra’ya yalnızca 4 kilometre uzaklıktaki Lazarat köyü hakkında ilginç bir hikâye anlattığını duyabilirsiniz. Lazarat, bundan henüz on yıl öncesine kadar Avrupa’nın kötü şöhretli kenevir başkenti ve adeta devlet içinde devletmiş. Haziran 2014’te özel birliklerin de katıldığı büyük bir polis operasyonu düzenlenmiş ve bu iş tamamen dağıtılmış. Bugün sıradan, sakin bir köy; ancak yakın geçmişinin bu çalkantılı hikâyesi, bölgenin sert karakterinin ayrılmaz bir parçası.
Gjirokastra’dan sonra nereye gidilir?
Gjirokastra, Arnavutluk’un güneyinde stratejik bir konumda bulunuyor ve buradan yolculuğa devam etmek için birkaç mantıklı yön seçebilirsiniz. Kuzeyden gelip güneye, denize doğru ilerliyorsanız İyon Denizi kıyısı önünüzde açılana kadar virajlı yollarda yaklaşık bir buçuk saat geçirmeniz gerekiyor. Yol sizi hareketli sahil kenti Saranda’ya götürüyor; buradan tüm koylarıyla birlikte Saranda’yı ve İyonya Rivierası’nı keşfetmeye devam edebilirsiniz.
Saranda’nın hemen güneyinde ise sık sık Arnavutluk’un Maldivleri Ksamil adıyla anılan popüler bir plaj tatil beldesi yer alıyor. Dağlarda geçirdiğiniz günlerin ardından ılık denize atlamak için ideal bir yer.
Denizden kuzeye doğru gidiyorsanız ünlü bir diğer Osmanlı şehrini mutlaka ziyaret edin. Gjirokastra’dan oraya yolculuk biraz zaman alıyor, ancak bin pencereli şehir Berat, beyaz cepheleriyle kendi gözlerinizle görmeniz gereken, tamamen farklı ve çok daha yumuşak bir atmosfere sahip.
Havalimanına dönüyorsanız ülkeyi baştan başa geçen tam teşekküllü bir otoyolun henüz bulunmadığını unutmayın. Başkente mevcut yollarla ulaşmak oldukça uzun sürüyor. Yaklaşık 4,5-6 saatlik sürüş süresini hesaba katın ve Tiran’ı ve turistik yerlerini keşfetmeye gitmeden önce yeterli zaman payı bırakın. Yolculuğunuz için daha fazla ilhamı büyük rehberimiz Arnavutluk’ta ne görülür? yazısında bulabilirsiniz.
🚗 Reklam · Seyahatte araç kiralamaArnavutluk'ta güvenilir kiralık araçlarDiscoverCars fiyat karşılaştırma sitesini kullanın: onlarca yerel ve uluslararası araç kiralama firmasının fiyatlarını karşılaştırır, rezervasyonların çoğunu da ücretsiz iptal edebilirsiniz.
Arnavutluk'taki araç fiyatlarını karşılaştırın →Sıkça sorulan sorular
Gjirokastra’da euro mu yoksa lek mi geçerli?
Arnavutluk’un para birimi lek’tir (ALL) ve son yıllarda oldukça değer kazanmış durumda; şu anda kur 100 ALL ile 1 EUR arasında seyrediyor. Çoğu restoran ve konaklama tesisi euroyu kabul ediyor, ancak anıtlara giriş ücretlerini ve pazardaki küçük alışverişleri lek ile ödemeniz gerekiyor. Kartlara kesinlikle güvenmeyin, nakit burada hâlâ kral.
Tiran’dan yol ne kadar sürüyor?
Haritaya veya hızlı transfer vaatlerine aldanmayın, başkent ile Gjirokastra’yı birleştiren tam teşekküllü bir otoyol henüz mevcut değil. Yollar çoğunlukla kaliteli olsa da trafik yoğun olabiliyor. Kendi aracınızla veya kiralık araçla gidiyorsanız, net sürüş süresi için minimum 4,5 ila 6 saat hesaplayın.
Şehri bebek arabasıyla gezmek mümkün mü?
Açıkçası Gjirokastra’nın tarihi merkezi klasik bir bebek arabası için tam bir kabus. Dik yokuşlar ve aşırı derecede engebeli kaldırım taşları tekerlekli araçlarla hareket etmeyi çok zor, hatta imkansız hale getiriyor. Küçük çocuklar için mutlaka ergonomik bir taşıyıcı ya da şal götürün.
Ana anıtlara girişler gerçekte ne kadar tutuyor?
Arnavutluk hâlâ fiyat açısından ulaşılabilir bir ülke, eskisi kadar ucuz olmasa da. Kaleye, Soğuk Savaş Tüneli’ne ve Zekate House gibi tarihi evlere girişler oldukça standart; genellikle 200 ila 400 ALL (2 ila 4 euro) arasında değişiyor. Ufak banknotları hazırlayın, büyük kupürlerden para üstü verirken sorun yaşanabiliyor.
Arnavutluk’un güneyine seyahat etmek güvenli mi?
Evet, Arnavutluk çok güvenli Avrupa destinasyonları arasında yer alıyor ve Gjirokastra da istisna değil. Turistlere yönelik suç oranı son derece düşük ve geleneksel Arnavut misafirperverliği sayesinde yerel halk size çok samimi davranacaktır. Dikkat etmeniz gereken nokta yerel yollardaki daha vahşi sürüş tarzı.
Şehirde en iyi nerede park edilebilir?
Tarihi çarşının tam kalbine giriş sadece yerlilere ve ikmal araçlarına izinli. Aracınızı en iyisi kavşağın yakınındaki tepenin altındaki park alanında bırakın ya da konaklamanızı yaptığınız yerin yamaçta kendi park yerleri olup olmadığını önceden sorun.
Arnavutluk’taki kafa sallama karmaşası ne anlama geliyor?
Özellikle ülkenin güneyinde sözel olmayan iletişime çok dikkat edin. Başı aşağı yukarı sallamak geleneksel olarak olumsuz HAYIR anlamına gelirken, başı sağa sola sallamak EVET demek. Alışana kadar pek çok komik duruma yol açıyor, bu yüzden po (evet) ve jo (hayır) kelimelerini kullanmak daha emin.
Yeterince vejetaryen yemek bulunur mu?
Kesinlikle evet! Arnavut mutfağı muazzam miktarda sebze ve yerel peynir kullanıyor. Gjirokastra’nın özel lezzeti pirinçli köfteler qifqi, tüm ülkede ise harika peynirli veya ıspanaklı byrekler, haşlanmış fasulye plaki veya peynirli fërgesë bulabilirsiniz. Her geleneksel tavernada bol miktarda etsiz seçenek var.
